top of page

NET SIFIR KARBON VE TÜRKİYE

Halihazırda binlerce sorunla boğuşan bir ülke, ve 100 yıl sonrasında ne olacağını bilmemize rağmen pek de umursamadığımız dünya…


Bu ikisinin birleşiminden doğan sorun ise, Türkiye’nin 2053 Net 0 Karbon hedefleri (Türkiye Cumhuriyeti Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı) ve bunlara ulaşma ihtimali olup olmadığı. Türkiye bundan 2 sene önce COP 26 organizasyonunda Paris İklim Anlaşması’na imza attı. Bu anlaşmaya göre 2030’a kadar karbon salınımını yarıya, 2053’te ise sıfıra indirmeyi vadediyor. Görünen o ki, bu hedeflerin gerçekleşme ihtimali hemen hemen hiç yok. Ve maalesef bu benim öznel görüşüm de değil. Bu alanda en önemli otoritelerden biri olan Climate Action Tracker (CAT), Türkiye'nin hedeflerini “oldukça zorlu ve gerçekçi olmayan” şeklinde yorumlamaktadır. Yine, yeniden ve ne yazık ki bu hedeflere ulaşılması halinde bile, dünyanın karbon emisyon değerlerinin düşürülmesinde yeteri kadar etkili olamayacağını belirtiliyor.


#COP26

Elbette bunda Türkiye’nin hala kömürü bir ısıtma ve elektrik üretim kaynağı olarak kullanmasının payı bulunuyor. Yalnızca kömürle de kalmıyor, Türkiye’nin fosil yakıt ithalatıyla birlikte yenilenebilir enerjiye de uzak kalmasının payı epey büyük. İşin ilginç (!) yanı ise, sürdürülebilir enerji üretim potansiyeli olan bir ülkenin hala fosil yakıtlara bu kadar bel bağlıyor oluşu. Bu da başka bir yazının konusu.


Türkiye’nin Hali ve Maalesef Pür-Melali


Ne 3.dünya ülkeleri sınıfında olan, ne de imrendiğimiz (aslında bizi kıskanan) ülkelerin seviyesinde olan yalnız ve güzel ülkemizin sürdürülebilirlik alanından durumu pek de iç açıcı değil. 2016 yılı verileriyle baktığımızda; Fransa’ya kişi başına 0.1 ton fark atarak(Joint Research Centre European Commission et al., 2019) oldukça iyi yerlerdeyiz gibi… Kişi başına düşen milli gelirde Fransa’nın 40 bin $, Türkiye’nin ise 10 bin $ olmasını göz ardı edersek epey tatminkar bir istatistik, öyle değil mi?


Neden Böyle


Yukarıda da bahsedildiği üzere, fosil yakıtların kullanımı Türkiye’nin sürdürülebilirlik puanlamasına büyük darbeler vuran konuların başında geliyor. 2022 yılında elektrik üretimimizin %35’i kömürden elde ediliyor. Bunu %22 ile doğal gaz izliyor.

Olumlu yanlar da yok değil. Örneğin elektrik üretiminin %21’ini hidrolik enerjiden, %11’ini rüzgardan ve %5’ini de güneşten elde ediyoruz. Fakat konunun uzmanlarının da belirttiği üzere, yenilenebilir enerjiden elde edilebilecek yüzde bundan çok daha fazlasını vadediyor.

Türkiye'nin fosil yakıtları yenilenebilir enerji kaynaklarından daha fazla kullanmasının altında bazı endişe verici sebepler yatmaktadır. Hızlı büyüyen ekonomi ve artan enerji talebi, fosil yakıtların tercih edilmesini teşvik ediyor. Ancak bu durum doğal kaynakların tükenmesine ve çevresel sorunların da artmasına yol açıyor. Yerel kaynaklardaki bol miktardaki fosil yakıtların cazip olması, yenilenebilir enerjiye geçişin yavaşlamasına neden oluyor ve böylece çevreye olan zarar daha da artıyor. Maalesef, mevcut altyapının da büyük bir kısmı fosil yakıtlara dayalı olduğundan, sürdürülebilir enerjiye geçişin zor ve maliyetli olduğu kanaati sektörde hakim konumda. Bu durum, enerji politikalarının gözden geçirilmesi ve çevresel duyarlılığın artırılması gerekliliği konusunda endişe verici görünüyor. Daha az çevre dostu enerji kaynaklarına olan bağımlılık, uzun vadede çevre felaketleriyle karşı karşıya kalma riskini artırıyor ve bu konuda acil, akılcı ve kararlı adımlar atılması gerekiyor.


Ne Yapılabilir


İlk önce yapılması gerekenlerden biri, fosil yakıt tüketiminin azaltılması. Altyapıdaki dönüşümün de dahil edildiği bir enerji reformuyla üstesinden gelinebilecek bir duruma benziyor. Hoş, ben bu yazıyı hazırlarken Akbelen ormanında binlerce ağaç kesilmeye devam ediyor. Hem de kömür için (buradan çıkarılacak kömür hiç de yüksek kaliteli değil).

Fosil yakıt tüketiminin yerini alabilmesi için yenilenebilir enerji üretimine yatırım yapılması gerekiyor. Ayrıca, enerji verimliliği önlemleri ve enerji talebinin elektrifikasyonu ile enerji sektöründe hızlı bir şekilde karbon azaltımı sağlanabilir. Bu sayede, 2030 yılına kadar elektrik sektöründeki emisyonlar yarı yarıya azaltılabilir.

İşin mimari yanına geldiğimizde ise -ki enerji tüketiminin %40’ından şehirler sorumludur- ısıtma ve soğutma için kullanılan sistemler sürdürülebilir çözümlerle değiştirilmelidir. Bunun için elimizde yeterince yöntem ve teknoloji mevcut. Detaylar ise başka bir yazının konusu..

Ayrıca, enerji yoğun sektörlerde (örneğin çimento, demir ve çelik) alternatif malzemeler ve üretim teknikleri kullanılarak bu sektörlerin emisyonları azaltılmalı ve yeşil hidrojen ve CCSU gibi negatif emisyon teknolojilerine yönelik araştırma ve geliştirme çalışmaları hızlandırılmalı. Türkiye'nin Net Zero hedefine ulaşması için bu gibi kapsamlı önlemler alarak çevreye duyarlı bir dönüşüm gerçekleştirmesi sonucunda, gerçekçi bulunmayan hedeflere ulaşması belki mümkün olabilir.



Elektrik - T.C. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı (no date). Available at: https://enerji.gov.tr/bilgi-merkezi-enerji-elektrik GDP by Country - Worldometer (no date). Available at: https://www.worldometers.info/gdp/gdp-by-country/ Italy: electricity production share by energy source Statista. Available at: https://www.statista.com/statistics/797444/mix-of-energy-sources-to-generate-electricity-in-italy/ Joint Research Centre (European Commission) et al. (2019) Fossil CO2 and GHG emissions of all world countries: 2019 report. LU: Publications Office of the European Union. Available at: https://data.europa.eu/doi/10.2760/687800 Türkiye (no date). Available at: https://climateactiontracker.org/countries/turkey/ Türkiye Cumhuriyeti Güncellenmiş Birinci Ulusal Katkı Beyanı.pdf (no date). Available at: https://www.iklim.gov.tr/db/turkce/haberler/files/T%C3%BCrkiye%20Cumhuriyeti%20G%C3%BCncellenmi%C5%9F%20Birinci%20Ulusal%20Katk%C4%B1%20Beyan%C4%B1.pdf


57 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page