top of page

İNŞAAT SEKTÖRÜNDE SÜRDÜRÜLEBİLİRLİK #2

1.Giriş

İnşaat sektörü canlı yaşamında özellikle de insanların yaşamındaki önemi gün geçtikçe artmakta olan bir sektördür. İnsanların barınma ihtiyaçlarının karşılanması inşaat sektörü tarafından karşılanmaktadır. Hızla artmakta olan nüfus, sosyal, kültürel ve ekonomik alandaki gelişim ve değişimlerle sektör hayati önem arz etmektedir. İnşaat sektörü, ülkeler için ekonominin lokomotifi olmanın yanında üretim, inşa, işletme ve yıkım gibi ürün yaşam çevriminin her safhasında çevresel kaygıların yoğunlukta olduğu bir sektördür. Evrensel sorunlar olarak kabul edilen toprak, hava, su kirliliği gibi konular ile doğrudan ilişkilidir. İnşaat sektöründe sürekli olarak doğal kaynakların kullanımı sürdürülebilirlik ilkesini tehlikeye atarken yapım ve yıkım atıkları çevreye ve ekolojik dengeye zarar vermektedir. Gerek bina gerek yol yapımı gerekse alt yapı hizmetlerine olan talebin hızla büyümeye devam ediyor olması aynı zamanda çevresel sorunların da büyüyor olması anlamına gelmektedir. Bu sebeple son zamanlarda bu kaygıların ve sorunların giderilmesine yönelik olarak faaliyetler ve araştırmalar yürütülmektedir. Sürdürülebilirlik ve sürdürülebilirlik kalkınma kavramları da bu çevresel sorunların ve kaygıların giderilmesine yönelik olarak sunulan çözüm önerilerindendir.


2. İnşaat Sektöründe Sürdürülebilirlik

Ülkelerin kalkınmalarında lokomotif bir sektör olan inşaat sektörü, aynı zamanda sahip olduğu ekonomik, toplumsal ve çevresel birçok etkiyle sürdürülebilirlik konusunda da oldukça önemli bir yere sahiptir.

İnşaat sektörü; çok yüksek oranlarda kaynak kullanması, yapımından hizmet ömrünü tamamlayıp yıkımına kadar olan süreçte ve yıkımı sonucu atık oluşturması, kullanılan malzemelerin imal edilmesi aşamasında ihtiyaç duyulan enerjinin yüksek olması gibi sebeplerden dolayı çevresel sorunlarla doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkilidir. Aynı şekilde, sağladığı yüksek istihdam ve ekonomi içerisindeki payı sebebiyle de ekonomik ve toplumsal boyutu öne çıkan bir sektördür.


2.1. İnşaat Sektörünün Mevcut Durumu

Geleneksel inşaat sektöründeki binalar, inşaat yapım ve işletme süreçlerinde dünyadaki tatlı su kaynaklarının %16’sını, ağaç kaynaklarının %25’ini, malzeme kaynaklarının %30’unu, enerji kaynaklarının ise %40’ını tüketmektedir. Karbondioksit (CO2) salınımının %35’i inşaat sektörü kaynaklıdır. Sektörün çevreye bir diğer zararı ise gerek inşaat yapımı sonucu, gerekse ömrünü doldurmuş yapıların yıkılması ya da afetler sebebiyle açığa çıkan atıklarının depolanması sonucu oluşturduğu alan israfıdır.

Sektörün kullandığı kaynak ve enerjinin yüksek oluşunun getirdiği çevresel sorunların yanında ekonomik boyutları da çok yüksek seviyelerdedir. Sektörün durumu ülkeler ve kıtalar arası farklılıklar göstermekle birlikte ülke ekonomilerindeki yeri genelde değişmemektedir. Dünya üretiminde 7,5 trilyon dolarla %13,4’lük bir paya sahip olan sektörün 2020 senesinde %70 büyüme ile 12,7 trilyon dolar seviyesine ulaşarak dünya üretiminin %14,6’sını oluşturacağı tahmin edilmektedir.


2.2. İnşaat Sektöründe Bu Kapsamda Yapılan Çalışmalar

Sektörün ekonomik, toplumsal ve özellikle çevresel boyutlarının oluşturduğu kaygılar, sürdürülebilirlik kapsamında yeni çalışmalar ortaya çıkarmıştır. Bu çalışmaları ana hatlarıyla, daha az doğal kaynak kullanımı, atık yönetimi ve enerji verimliliği başlıkları altında toplamak mümkündür. Bu çalışmalar, inşaat sektöründe en çok kullanılan malzemeler olmaları ve yukarıda sayılan başlıkların hepsiyle ilişkili olmaları bakımından özellikle çimento ve beton üzerinde yoğunlaşmaktadır. Birbirleriyle doğrudan ilişkili bu malzemeler inşaat sektörünün vazgeçilmez malzemelerindendir. Yüksek ısıl işlem gerektiren ve beton için ana malzeme olan çimento, yüksek oranlarda enerji tüketen ve sera gazı salımı yüksek olan bir malzemedir. Beton üretiminden kaynaklı CO2 salınımının %10 seviyesinde olduğu düşünüldüğünde, betonun dikkatli kullanımının önemi daha iyi anlaşılacaktır.

Yıkılan binalardan oluşan atıkların %75’ini beton atıklar oluşturmakta ve bu atıkların değerlendirilmeden bir alana depolanması sonucu da alan israfı ve çevre kirliliği oluşmaktadır.

Üretilen betonun %55-80’ini agrega oluşturmaktadır. Doğal kaynakların azalması, atıkların depolanması sonucu oluşan alan israfı, nakliye maliyeti ve çevresel etkiler geri dönüşüm agregası olarak betonu kullanmayı gerekli hâle getirmektedir. Geri dönüşüm agrega kullanımı giderek yaygınlaşan ve hatta bazı yerlerde zorunlu hâle gelen bir uygulamadır. ABD’deki 44 eyalette inşaatlarda geri dönüştürülmüş beton agregası kullanmanın zorunlu olduğu bildirilmektedir.

Betonda kullanılan çimento miktarının azaltılması için de çalışmalar yapılmaktadır. Bu kapsamında endüstriyel atıklardan faydalanılmaya çalışılmaktadır. Geri dönüşümü yapılıp tekrar kullanılabilecek malzemelere örnek olarak; demir, tuğla ve kiremitler, seramik, ahşap, cam, pvc esaslı malzemeler, asfalt ve yalıtım malzemeleri verilebilir. Aynı zamanda çimento endüstrisinde ısıl işlemler için kullanılan fosil yakıtlara alternatif yakıt kullanımı uygulama çalışmaları da mevcuttur.


2.3. Yapılan Çalışmaların Amaçları ve Faydaları

Yapılan bu çalışmaların amaçları; küresel ısınmanın etkilerini azaltmak, yenilenebilir enerji üretmek, doğal yaşam alanlarını korumak, yapılaşmanın doğal yaşam ve insan sağlığı üzerindeki etkisini azaltmak, yenilenebilen malzemeler kullanmak ve atıkların geri dönüşümüne imkân sağlamak olarak sıralanabilir.

Bu çalışmaların faydalarını ise çevre, toplum ve ekonomi üzerine olarak gruplamak mümkündür. Çevre üzerine faydaları; ekosisteme ve biyoçeşitliliğin korunmasına yardım etmesi; doğal kaynakların, havanın ve suyun korunmasına imkân sağlaması; enerji tüketiminin azalmasına katkı sağlaması; karbon salınımını azaltması; atıkların geri dönüşümüne katkı sağlaması olarak sıralanabilir. Toplum üzerine faydaları; insanların yaşam kalitesini arttırması ve çalışanlarının verimliliğini artırması olarak gösterilebilir. Ekonomi üzerine faydaları ise; düşük maliyetli enerji elde etmesi; sürdürülebilir malzeme kullanımı sayesinde yeni pazarlar ve istihdam sağlaması; ilk yapım aşamasında %2 oranında ek bir maliyet getirmesine karşın, yaşam süresi boyunca bunun 10 katı kadar kazanç sağlaması verilebilir.


Sonuç ve Öneriler

İnşaat sektörü, ülkeler için ekonominin lokomotifi olmanın yanında üretim, inşa, işletme ve yıkım gibi ürün yaşam çevriminin her safhasında çevresel kaygıların yoğunlukta olduğu bir sektördür. Bu sebeple son zamanlarda, bu kaygıların giderilmesine yönelik olarak faaliyetler ve araştırmalar yürütülmektedir. Sürdürülebilirlik ve sürdürebilirlik kalkınma da bu çevresel kaygıların giderilmesine yönelik olarak sunulan çözüm önerilerindendir.

İnşaat sektöründe sürdürülebilirlik çalışmaları daha az kaynak kullanımı, atık yönetimi ve enerji verimliliği üzerine yoğunlaşmaktadır. Kullanılan malzemenin geri dönüştürülmüş malzeme olması, enerji gereksiniminin en az seviyede olması; yapının enerjiyi ve diğer tüm kaynakları verimli olarak kullanması sürdürülebilirlik için oldukça önemli konulardır.


Gelecek kuşakların kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmelerine imkân sağlayabilmek için kaynak kullanımı verimli bir şekilde gerçekleştirmek ve çevreyi korumak zorundayız. Bu bağlamda devletlerin bu konularda yasal zemin oluşturması ve bu konulardaki araştırma ve çalışmaları desteklemesinin yanında toplumun bir ferdi olarak bizlerin de duyarlılığı ve talebi çevrenin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılmasında faydalı olacaktır.


Yapılması hedeflenen bu uygulamaların geleneksel inşaat sektörünün yerini alabilmesi için yaygınlaştırılması gerekmektedir. Bu da ancak yaygın bir eğitim ve tanıtım faaliyeti ile olabilir. Bunun yanında devletin hem kendi kamu planlarında bu tarz uygulamalara geçmesi hem de bu uygulamaları yapan veya yaptıranlara karşı özendirici teşvikler ve vergi indirimi gibi uygulamalar yapması bu tür uygulamalarının öğrenilmesi ve yaygınlaştırılmasında önemli bir katkı sağlayacaktır.


Çevre sorunlarının çözümü için salt sürdürülebilirliğin yeterli olmayacağı açıktır. Ancak bir başlangıç olmanın yanında bununla birlikte insanoğlunun tabii fıtratına dönerek çevresiyle uyum içerisinde yaşamasını yeniden öğrenmesi gerekmektedir.

244 görüntüleme0 yorum

Son Yazılar

Hepsini Gör

Comments


bottom of page