VAROLUŞÇULUK ÜZERİNE BİR DEĞERLENDİRME

Öz ve Varoluş


Öz ve varoluş, varlıkbilimin önümüze getirdiği iki kavramdır. Öz, varlığın ne olduğunu tanımlar. Özün gerçekleşmesi için varlığın var olması gerekmez. İspatı yapılmış lakin duyu organları ile sezilememiş olması özünün olmadığını göstermez. Nitekim geometri ilmi buna başlı başına bir delildir. Yirmi bin kenarlı bir geometrik şekil pekala mümkündür. Geometri formülleri onu var olabilir kılmıştır. Lakin bu dünyada şimdiye kadar böyle bir şekil görmememiz onun özünü de inkâr etmemize delil değildir. Görüldüğü üzere varoluşçuluk son evrelerinde materyalizme dayanmış olsa bile tanım ve doğuş aşaması bir o kadar materyalizme uzaktır.


Varoluşçu Felsefe

Varoluşçular maalesef sistematik bir şekilde varoluşçuluğu anlatmamışlardır. Çoğu varoluşçu düşünür roman veya bir günlük tutumunu tercih ederek dolaylı bir anlatım istemişlerdir. Varoluşçuluğun yayılan bir fikir olması yerine, aranıp da bulunan ve popülere mâl edilemeyecek kadar seçkin bir düşünce olmasını tercih etmişlerdir. Nitekim Jean-Paul Sartre, varoluşçuluğun öncüsü Kierkegaard gibi tanrılı bir varoluşçuluk düşünmüyordu. Jean-Paul Sartre varoluşçu bir kişinin herhangi bir dine mensup olmasını eski bir düşünce olarak görüyordu. Dünya üzerinde herhangi bir dine mensup kişi sayısının daha fazla olması onu varoluşçuluğun popülere angaje olması konusunda endişelendiriyordu. Bu yüzden materyalist bir yaklaşımla varoluşçuluğa baktı.


Varoluşçuluğun Temsilcileri


Hristiyan varoluşçuluğunda Kierkegaard Protestan varoluşçuluğuna önder olmakla beraber, Gabriel Marcel ve Karl Jasper’in yerleri ise Katolik dünyaya daha yakındır. Materyalist yaklaşıma ise Jean-Paul Sartre büyük katkı vermiştir. Bu isimler harici Heidegger, Simone de Beauvoir, Franz Kafka, Nietzsche varoluşçu külliyata eser vermiş kimselerdir.

23 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör