Uluslararası İlişkilerde Realizm

Realizm (Gerçekçilik)


Uluslararası ilişkiler bir dünya hükümetinin yokluğunda gerçekleşmektedir. Realistlere göre bu durum uluslararası sistemin anarşik olduğunun ifadesidir. Realizm, (Gerçekçilik ) uluslararası sitemi anarşik olarak gördüğü için uluslararası politikayı güç açısından açıklayan bir düşünce okuludur.




Realist yaklaşım çok uzun bir geçmişe sahiptir, iki Yunan şehir devleti olan Atina ve Sparta arasındaki Peloponnesian Savaşı (M.Ö 431-404) hakkında Yunanlı düşünür Thucydides’ in yapmış olduğu analizler Realizmin ilk kaynaklarından sayılmaktadır. 15. ve 16. yüzyıl İtalyan şehir devletleri arasındaki rekabeti Prens kitabında anlatan Machiavelli (1469-1527) realizmi etkileyen önemli düşünürlerden birisidir. Kitabında zamanın İtalyan şehir devletlerini daha sonra realist yaklaşımın temel kavramları haline gelecek olan güç, güç dengesi, ulusal güvenlik ve ittifaklar açısından incelemiştir. Prenslere başarılı olmaları için öğütler veren Machiavelli’ye göre asıl önemli olan ülke çıkarlarının her daim ön planda tutulmasıdır. Bu hususta devlet adamlarını rasyonel tutum takınması gerektiğini söyleyen Machiavelli, söz konusu devlet yönetimi olduğunda ahlaki yasaların geçerliliğini yitirmesi ve faydacı davranılması gerektiğinin altını çizmektedir. Thomas Hobbes (1588-1679) realist düşünceyi etkileyen diğer önemli düşünürdür. Leviathan adlı eserinde Hobbes devleti yönetenlerin temel görevinin vatandaşlarının güvenliğini sağlamak olduğunu belirtmiştir. Ulusların güvenliği devlet mekanizması tarafından kontrol edilirken konu uluslararası ilişkiler olunca durum değişmektedir çünkü devletlerarası gücü yönetecek bir otorite yoktur. Bu nedenle Hobbes’a göre devletler her daim çıkarlarını ve güvenliklerini ön planda tutmak zorundadır. Ayrıca kendi güvenlikleri ve çıkarları için ittifak kurma yolunu seçmelidirler.

Yukarıda bahsedilen düşünürler kendilerini realist olarak tanımlamamışlardır. Bu düşünürlerin fikirleri 2. Dünya Savaşı’ nın öncesinde ortaya çıkan Realist teoriyi derinden etkilemiştir.


Klasik Realizm


1929’dan sonra A.B.D. ‘den bütün dünya devletlerine yayılan ekonomik kriz (büyük bunalım) ve Birinci Dünya Savaşı’nı kaybeden Almanya , Japonya gibi devletlerin statükoyu değiştirme arzusu uluslararası ilişkilerde gerginliğe yol açmıştır. Sonrasında Birinci Dünya Savaşı’nı kazanmasına rağmen anlaşmada istediğini alamayan İtalya’nın da emperyalist politikaları benimsemesi ve Milletler Cemiyetinin pasif kalması oluşturulmaya çalışılan kollektif güvenlik sisteminin yıkılmaya başlamasıyla modern anlamda realizm ortaya çıkmıştır. E.H. Carr 1939 yılında yazmış olduğu The Twenty Year Crisis, 1919-1939 (Yirmi Yıl Krizi, 1919-1939) adlı eserinde dünyanın tekrar bir savaşın eşiğine gelmesinde statükoyu korumak isteyen güçlerle, onu değiştirmek isteyen güçlerarasındaki çıkar çatışması olduğunu savunmuş ve dünya barışından herkesin çıkarı olacağı varsayımını savunan İdealist yaklaşımı eleştirmiştir. Carr. Realizmin modern anlamda öncülerinden kabul edilse de teoriye asıl damgasını vuracak isim uluslararası ilişkilerin ‘Papa’sı olarak anılan Hans Morgenthau olacaktır.

Hans Morgenthau 1948 yılında yazmış olduğu Politics Among Nations (Uluslararası Politika) kitabı günümüzde de Realist yaklaşımın temel başvuru kaynakları arasında yer almaktadır. Daha sonra Realist düşünce içinde farklı yaklaşımların ortaya çıkmasıyla beraber, Morgenthau’nun Realist yaklaşımı Klasik Realizm olarak adlandırılmaya başlamıştır. Hans Morgenthau’ya göre Realizm’in altı temel prensibi bulunmaktadır: 1. Uluslararası politika kökleri insan doğasında bulunan evrensel ve objektif kurallar tarafından yönetilmektedir. 2. Politik Realizmin hareket noktası güç perspektifinden tanımlanan çıkar kavramıdır. 3. Güç açısından tanımlanan çıkarlar evrensel olarak geçerlidir. Ancak bu, kavramın herkes tarafından aynı anlamı taşıdığını göstermez. 4. Ahlaki değerler uluslararası politikada bir anlam taşımaz. 5. Evreni yöneten genel ahlak kuralları yoktur. Belirli bir ulusun ahlak özlemleri, evreni yöneten ahlaki yasalarla tanımlanamaz. 6. Politik Realizm ve diğer düşünce okulları arasındaki fark gerçek ve engindir.



Hans Morgenthau’nun geliştirdiği ve kısaca özetlenen Klasik Realizm II. Dünya Savaşı’ndan sonra pek çok devletin, özellikle de Amerika Birleşik Devletleri’nin, dış politikalarını derinden etkilemiştir. 1940’lı yıllarda Amerika’nın Sovyetler Birliği Büyükelçiliği görevinde bulunan George Kennan ve 1970’li yıllarda Dışişleri Bakanlığı görevini yürüten Henry Kissinger, A.B.D Savunma Bakanlığında danışmanlık yapan ve Soğuk Savaş bittikten sonra kaleme aldığı Medeniyetler Çatışması (1993) adlı makalesiyle bilinen Samuel Huntıngton Realist politikaların savunucuları olmuşlar ve Amerikan dış politikasını realist prensipler etrafında şekillendirmişlerdir.






Başvurulan Ve Tavsiye Edilen Kaynaklar

1-Uğrasız, Bülent, Uluslararası İlişkilerde İki Farklı Yaklaşım: İdealizm ve Realizm, Dokuz Eylül Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi, Cilt 5, Sayı 2, 2003

2-Arı, Tayyar (der), Postmodern Uluslararası İlişkiler Teorileri-2: Uluslararası İlişkilerde

Eleştirel Yaklaşımlar, Bursa, Dora Yayınları, 2014. ss.1-45

3-Arı, Tayyar, Uluslararası İlişkiler ve Dış Politika, İstanbul, Alfa Yayınları, 2006

4-Martin Griffiths, Steven C. Roach, M. Scoott Solomon, Fifty Key Thinkers in İnternational Realitions, Çeviri Editörü: Mustafa Aydın, Çeviri: CESRAN, Nobel Yayınevi, 2021

5-Dinçer, Yaşar, Cande, Fatma, Klasik Realizm ve Neo-Realizm Bağlamında Birleşik Krallık’ın Kutup Politikaları, Akdeniz Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler Ana Bilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Antalya, 2018

6- Bozdağlıoğlu, Yücel, Uluslararası Politika 1 Anadolu Üniversitesi Yayınları, Eskişehir, 2018, ss.38-55

7-Machiavelli, Prens, Çeviri: Kemal Atakay, Can Yayınları, 2018

8-Arıboğan, Ülke, Deniz, Uluslararası İlişkiler Düşüncesi, İnkilap Kitabevi, İstanbul, 2019


37 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör