#Gayrimenkul ve Kadın - 2

Türkiye’de gayrimenkul sektöründe kadınların varlığını, çalıştıkları departmanları, eğitim düzeylerini, erkeklerle eşit imkanlarda çalışıp çalışmadıklarını, çalışma sürelerini, unvanlarını, başarılarının faktörlerini, uygulanan mobbing ve koyulan engelleri inceleyeceğiz.


Gayrimenkul sektöründe kadın çalışan profillerine baktığımız zaman yaş ortalaması genel olarak kariyer geliştirme evresindedir. %84’ü ise lisans ya da lisansüstü eğitime sahiptir. Sadece %7’si lise ve altında eğitim alarak sektöre girmişlerdir. %22’si satış ve pazarlama departmanında çalışırken %29’u ise proje geliştirme ve uygulama departmanlarında çalışmaktadır. %3’ü hukuk alanında çalışırken, %7,6’sı ise asistan olarak çalışma hayatına devam etmektedir. Sektörde maalesef ki üst yönetimde çalışan kadınların oranı %15’tir. Çalışan kadınların yaklaşık %79’u sektörde 6 yıldan uzun bir süredir iş hayatlarını sürdürmektedirler. Gayrimenkulde ise bu oran %53’tür. Unvan olarak baktığımızda ise %33,7’lik bir kısım -ki bu en yüksek oran- yönetici konumundadır. Sadece %4’ü Yönetimi Kurulu Üyesi ya da Genel Müdür olarak iş hayatlarını sürdürmektedir.


Başarı faktörlerine geldiğimizde ise, Gayrimenkulde Kadın Liderler Platformu’nun yaptığı “Maskülen Sektörde Kadın Olmak” isimli araştırma raporunda sektördeki kadınlara nasıl başarılı olduklarını sormuşlardır. Kadınların çoğu ise çok çalışarak veya kendilerini çok eğiterek başarılı olacaklarına inandıklarını dile getirmişlerdir. Kalanları ise, duygularını bir kenara bırakıp, empatiyi hayatlarından çıkararak bu başarıyı elde ettiklerini düşünmektedirler.


Bazı kimseler ise bu başarıların ailelerinden gelen network sayesinde olduğunu düşünmüşlerdir. Aile şirketlerinin desteklediği kadınların başarılı kadınlar haline geldiğini ortaya koymuşlardır. Lakin bu düşünce bana oldukça gereksiz geliyor. Elbette aile şirketlerinin başına geçen kadınlar olabilir ama bu onların başarılarına şirket dolayısıyla aldığını göstermez.


Şahsen ben kendi düşünceleri, fikirleri, bilgi birikimleri olmadığı sürece herhangi bir kadını geçtim insanın başarı elde edebileceğini düşünmüyorum. Ayrıca başarı sebebi olarak “Sert ve cadı olmuşlardır. Dünya tatlısı olup başarılı olan kadın yoktur.” denmiş. Bu durumu iki şekilde inceleyebiliriz. Birincisi şu ki, ben iş hayatında erkek veya kadın olmaksızın kendi ağırlığınızın olması gerektiğine inanıyorum. Herkese iyi niyetli yaklaşarak maalesef ki kazanamıyorsunuz.


Yeri geldiğinde olması gerektiği gibi davranmak esas olmalıdır. Bahanelerle yola çıkarsak eğer bahane bahaneyi doğurur ve en sonunda iş aksatıldığıyla kalır. İkinci olarak ise, bu duruma cinsiyetçi yaklaşıldığını düşünüyorum.


Yukarıda bahsettiğimden farklı olarak dile getireceğim bu durumu, iş sektörü fark etmeksizin erkek çalışanlar güler yüzlü ve sert gitmediği takdirde tatlı bir adam olarak algılanıyorlar. Lakin kadınlar aynı şekilde davrandığında zaten bu kadın güler yüzlü, hatamı da görmezden gelir düşüncesiyle hareket ediyorlar. Aynı zamanda bunu yanlış anlayan patronlar ve çalışanlar da çıkabiliyor. Bu sebeple kadınlar daha otoriter daha sert olmayı kendine hak olarak görüyor. Yanlış anlaşılmamak, ezilmemek, hakkını almak, kullanılmamak için.

0 görüntüleme0 yorum