Cezayir Türkiye İlişkileri

2.381,741 kilometre karelik yüzölçümü ile Afrika'nın kapladığı alan olarak en büyük ülkesi olan Cezayir, aynı zamanda, 44 milyonluk nüfusuyla da Afrika'nın en kalabalık sekizinci ülkesidir. Ülke ismi (El Cazayir) Arapçada "adalar" anlamına gelir. Cezayir bir tarafdan Afrika’nın giriş kapısı, diğer taraftan da Akdeniz’de kilit konumda olması sebebiyle her zaman stratejik önemini korumuştur. Bundan dolayı birçok Avrupalı devletin hedefinde bulunan Cezayir, zaman zaman bu ülkelerin saldırılarına da maruz kalmıştır. Saldırılar karşısında 1516’da Barbaros kardeşlerden yardım istemeleri neticesi bölgede başlayan Osmanlı hâkimiyeti 1830 Fransız işgaline kadar sürmüştür. İlk defa 1847’ de yayınlanan devlet salnamesinde Cezayir’e yer verilmemiştir. 1830’dan 1962 yılına kadar 132 yıl süren Fransız sömürge döneminde Cezayirliler, zulme maruz kalmışlardır. Avrupa’dan getirilen kolonlarla Cezayir’de güç dengesi değiştirilmiştir. Yerli halkın elinden toprakları alınmıştır. Bağımsızlık mücadelesi verildiği dönemde Cezayirliler 1,5 milyon insanını kaybetmiştir. Fransa, Cezayir’i kendi toprağı olarak kabul etmiş ve bunu “Cezayir Fransa’dır” veya “Fransız Cezayiri” gibi ifadelerle dile getirmiştir. Bu yüzden Cezayir’de başlayan bağımsızlık taleplerine Fransızlar çok sert karşılık vermiştir. Cezayirliler konuyu Birleşmiş Milletlere taşımış ve dünya kamuoyunun desteğini kazanmışlardır. Yaklaşık 8 yıl süren mücadele sonrasında Cezayir 1962’de bağımsızlığını ilan etmiştir.


Cezayir’in bağımsızlığı için Fransa ile savaştığı yıllarda Türkiye, Nato’ya 1952 yılında girmiş olması sebebiyle Fransa ile olan ilişkilerini ön planda tutmuştur. Ancak o dönemde bazı diplomatlar “Fransa müttefikimizse Cezayirliler de kardeşimizdir” duyguları içinde hareket etmiştir. Bundan dolayı Türk hükümeti 17 Kasım 1957’de General Naci Sezen başkanlığındaki bir Türk heyetinin nezaretinde “Ardahan” isimli bir Türk şilebi ile askeri yardım görüntüsü altında, Libya’ya, Tripoli limanına Cezayirli milliyetçilere silah bırakmıştır. Daha sonra bu silahların Cezayirlilerin evlerinde yakalanması sonucu Fransa Türkiye ilişkileri bozulmuştur. Menderes Hükümeti’nin Birleşmiş Milletler görüşmelerinde Fransa lehine oy kullanmak mecburiyetinde kalmasında bu olay da etkili olmuştur. Türkiye, 1958 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda Cezayir’in kendi kaderini tayin etmesi(self-determinasyon) için yapılan oylamada çekimser oy kullanmıştır. Ardından yine Türkiye, 5 Temmuz 1962’de bağımsızlığını resmen ilan eden Cezayir’i, 31 Temmuz 1962’de tanımakla gecikmiştir. Bu durum, ikili ilişkilerimizin gelişmesinde de uzun yıllar sorun meydana getirmiştir. 6 Şubat 1985 tarihlerinde Cezayir’i ziyaret eden dönemin Başbakanı Turgut Özal, ikili ilişkilerin tekrar tesisi için BM’de ret oyu verilmesinden dolayı özür dilemiştir.


Afrika bölgesinde özellikle 2000 sonrası dönemde Türkiye daha etkin varlık göstermeye başlamıştır. Daha açık bir ifade ile dış politikada Türkiye’nin bölgesel güç olarak küresel etkinliğini ve görünürlüğü artırma arzusuna paralel bir şekilde kıtanın coğrafi yakınlığı ve geçmiş kültürel bağların varlığı göz önüne alındığında, Afrika’ya yönelik proaktif bir dış politika izlediği görülmektedir. Bu bağlamda, Türk varlığı ve etkinliği, Cezayir’de artmış ve ikili ilişkiler gelişmiştir. Cezayir’le ortak tarihimizin en önemli şahsiyetlerinden Oruç Reis'in İspanyol kuvvetlerle çatışırken Tlemsen şehrinde şehit edilişinin 500. yılı olması sebebiyle 20 Kasım 2018 tarihinde Ain Temouchent vilayetinde bir anıtı dikilmiştir. Törene Cezayir Kültür Bakanı iştirak etmiş, Deniz Kuvvetleri Komutanlığımızdan da katılım sağlanmıştır. Kültür ve eğitim alanlarındaki faaliyetlerimizin daha etkin şekilde yürütülebilmesini teminen Yunus Emre Türk Kültür Merkezi açılmasına yönelik girişimlerimiz devam etmektedir. Bununla birlikte, Yunus Emre Enstitüsü ile Cezayir-2 Üniversitesi arasında imzalanan protokol çerçevesinde üniversite bünyesinde okutman görevlendirilmektedir. Türk-Cezayir ilişkileri, tarihsel bağları, ortak bakış açıları ve güvenlik kaygılarının yanı sıra büyük potansiyele sahip ekonomik ve askeri işbirliği olanakları sayesinde gelecek için bölgesel olarak kritik bir rol oynayacaktır.



Yararlanılan ve Tavsiye Edilen Kaynaklar

1-Nam, Mehmet, İşgalden İstiklale Cezayir, Tarih Dergisi Sayı 55 (2012/1), İstanbul 2013, s. 155-187

2- Al Arzu, Kaya Hayri ve Harrouche Lamia, Güncel Sorunlar Çerçevesinde Akdeniz Politikaları: Cezayir-Türkiye İlişkileri MANAS Sosyal Araştırmalar Dergisi, Cilt 11, Sayı 2, 2022

3-Sönmez, Şinasi, Cezayir Bağımsızlık Hareketi ve Türk Kamuoyu (1954- 1962), Hacettepe Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi Enstitüsü, Doktora Tezi, Ankara, 2007

4- Türkiye- Cezayir İlişkileri, Dışişleri Bakanlığı Erişim Adresi: https://www.mfa.gov.tr/turkiye-cezayir-siyasi-iliskileri.tr.mfa

5-Ataöv, Türkkaya, Afrika Ulusal Kurtuluş Mücadeleleri, Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Yayınları, Ankara 1975.

6-Stora Benjamin, Vassant Sebasstıen, Cezayir Savaşının Resimli Tarihi, Alfa Yayınları, 2018

42 görüntüleme0 yorum

Son Paylaşımlar

Hepsini Gör